
Lût (a.s.), Allah’ın gönderdiği kutlu peygamberlerden biridir. Kur’an, onun kıssasını birçok surede aktarır ve bu kıssa üzerinden şunu öğretir: tevhid ile birlikte ahlâkî ıslah şarttır. Bir toplum, açık kötülükte ısrar eder; uyarıyı alaya alır ve ıslaha kapılarını kapatırsa, ağır bir akıbetle karşılaşabilir.
Lût (a.s.) kavmini önce Allah’a kulluğa, O’ndan sakınmaya ve doğru yola dönmeye çağırdı. Mesajı sadece bir uyarı değil, samimi bir davetti: tevbe edin, temizliğe yönelin, bozgunculuktan uzaklaşın.
Kur’an’ın anlattığı çerçevede Lût (a.s.) hem inancı düzeltmeyi hem de toplumun bozulan ahlâkını onarmayı hedefleyen bir peygamber olarak görünür.
A‘raf Suresi’nde Lût (a.s.) kavmini, daha önce benzeri görülmemiş büyük bir çirkinlik sebebiyle uyarır:
“Siz, âlemlerden hiçbir kimsenin sizden önce işlemediği bir hayasızlığı mı işliyorsunuz?” (A‘raf 7:80)
Ardından bunun bir “aşırılık ve taşkınlık” olduğunu vurgular; bu da kötülüğün sıradan bir davranış değil, toplum düzenini bozan ağır bir sapma olduğuna işaret eder (A‘raf 7:81).
Ne yazık ki kavmi öğüt almadı; aksine Lût (a.s.)’ın çağrısını reddetti. Kur’an, onların kibrini ve düşmanlığını açıkça anlatır.
Hatta iman edenleri “temiz kalmak isteyen insanlar” diye küçümserler ve onları şehirden sürmekle tehdit ederler:
“Onları şehrinizden çıkarın; çünkü onlar temiz kalmak isteyen kimselerdir.” (A‘raf 7:82)
Bu ifade, toplumun değerlerinin ters yüz edildiğini gösterir: temizlik ve iffet küçümsenir, fesat normalleşir.
Kıssanın en dikkat çekici sahnelerinden biri, meleklerin Lût (a.s.)’a misafir olarak gelişiyle başlar. Misafirlerin gelişiyle Lût (a.s.) büyük bir sıkıntı duyar; çünkü kavminin tutumunu bilmektedir ve misafirlerin zarar görmesinden endişe eder.
Kur’an, bu durumu Lût (a.s.)’ın zor bir gün geçirdiğini anlatarak ifade eder (Hud 11:77; Hicr 15:67–68).
Kavim misafirleri duyunca kötü niyetle aceleyle gelir. Lût (a.s.) misafirlerini korumaya çalışır, kavmini Allah’tan sakınmaya çağırır ve bu davranışın bir “rezillik” olduğunu hatırlatır.
Bu sahnede Lût (a.s.)’ın duruşu nettir: hem hakka davet eden bir peygamberdir hem de himayesindeki misafiri koruyan bir önderdir (Hud 11:78; Hicr 15:68–71).
Kritik anda melekler kimliklerini açıklar: onlar Allah’ın elçileridir ve kavmin Lût (a.s.)’a zarar veremeyeceğini bildirirler. Ardından Lût (a.s.)’a şu emir verilir: ailesiyle geceleyin yola çıkması ve geriye bakılmaması; ancak eşi bunun dışında tutulur:
“Ailenle gecenin bir kısmında yola çık… Sizden hiç kimse geriye bakmasın; yalnız eşin hariç…” (Hud 11:81)
Allah, Lût (a.s.)’ı ve iman edenleri kurtarır. Kur’an, kurtuluşun iman ve itaatle bağlantılı olduğunu özellikle vurgular. Aynı zamanda, sadece akrabalık bağının kişiyi kurtarmaya yetmeyeceğini öğretir.
Bu sebeple Kur’an, Lût (a.s.)’ın eşinin kurtulanlardan olmadığını tekrarlar:
“Onu ve ailesini kurtardık; yalnız eşi geride kalanlardan oldu.” (A‘raf 7:83)
Islahı reddeden ve kötülükte ısrar eden kavim için azap gelir. Kur’an bu azabı; beldenin altüst edilmesi ve üzerlerine “kat kat sertleşmiş çamur taşları” yağdırılması olarak anlatır:
“Üstünü altına çevirdik ve üzerine kat kat sertleşmiş çamurdan taşlar yağdırdık.” (Hud 11:82)
Bu tasvirler, uyarılara rağmen kötülüğü yaygınlaştırıp iyiliği reddetmenin ne kadar ağır bir sonuç doğurabileceğini gösterir.
Kur’an’da ayrıca İbrahim (a.s.)’ın meleklerle konuştuğu ve Lût kavmi hakkında bir tür şefkat ve merhametle meseleye yaklaştığı da anlatılır. Fakat hüküm kesinleşmiştir: zulüm yerleşmiş, ıslah reddedilmiş; buna karşılık müminler kurtarılacaktır (Hud 11:74–76; Zâriyât 51:32–37).
Doğrulama notu: Başlıca ayetler: A‘raf 7:80–84, Hud 11:77–83, Hicr 15:61–77, Şuara 26:160–175, Neml 27:54–58, Ankebût 29:28–35, Zâriyât 51:31–37.