
Nûh (a.s.) kıssası, Kur’an’daki en büyük ibret kıssalarındandır: tebliğde sabır, şirkte ısrarın akıbeti ve kurtuluşun soyla değil iman ve salih amelle olduğunu öğretir. Allah, Nûh (a.s.)’ı putperestliğin yayıldığı bir topluma gönderdi ve Nûh’un ilk çağrısı tüm peygamberlerin ortak çağrısıydı: Allah’a kulluk edin; O’ndan başka ilahınız yoktur.
Nûh (a.s.) kavmini tevhid, tövbe ve doğruluğa çağırdı. Onları yaklaşan hesaba karşı uyardı; bunu kendisi için değil, onların kurtuluşu için yaptı.
Kur’an, Nûh’un tebliğini “gece-gündüz” vurgusuyla anlatır. Açık ve gizli her yolla konuştu, istiğfarı öğütledi; tövbenin Allah’ın izniyle bereket ve rızık kapılarını açacağını hatırlattı.
Fakat birçok kişi kulaklarını tıkadı, örtünüp uzaklaştı ve kibirle direndi. Sorun delil eksikliği değil, kalbin katılığıydı.
Toplumun önderleri halkı yanlışta tuttu; Nûh’u küçümsediler, iman edenleri sosyal olarak “aşağı” göstermeye çalıştılar. Kur’an ayrıca put isimlerini de anarak kültürün kök saldığını bildirir: Vedd, Suvâ‘, Yeğûs, Ye‘ûk, Nesr.
Uzun tebliğden sonra, inkârın ısrarla sürdüğü ve yeni nesilleri de bozacağı anlaşıldığında Nûh (a.s.) Allah’a dua etti. Bu, kişisel öfke değil; tüm yollar tüketilince fesadın kesilmesi talebiydi.
Allah, Nûh (a.s.)’a, mevcut müminler dışında kavminden artık kimsenin iman etmeyeceğini bildirdi. Böylece kıssa, kurtuluş hazırlığına geçti: geminin yapılması.
Nûh (a.s.) gemiyi Allah’ın emriyle ve gözetimiyle yaptı. İnsanlar “su yokken gemi mi yapılır?” diye alay etti. Nûh ise sabırla devam etti; hakikatin günü gelecekti.
Kur’an, tufanın başlangıcına bir işaret verir: tandırın kaynaması. O an gelince Nûh (a.s.) müminlerle gemiye bindi; Allah’ın dilediği şekilde canlılardan da çiftler aldı, böylece tufandan sonra hayat devam edebilecekti.
Gök kapıları açıldı, yerden sular fışkırdı; sular Allah’ın takdiriyle birleşti. Bu, müminler için kurtuluş; inkârcılar için ise kesin bir helâkti.
En dokunaklı sahnelerden biri, Nûh (a.s.)’ın oğluna “bizimle gel” diye seslenmesidir. Oğlu “beni dağ korur” dedi. Ancak hüküm açıktı: Bugün Allah’ın emrinden O’nun rahmet ettikleri dışında koruyacak yoktur. Dalga araya girdi ve oğlu boğuldu. Bu, soyun değil imanın kurtardığını gösterir.
Su çekildi, gemi Cûdî üzerine oturdu. Nûh (a.s.)’a esenlik ve bereketle inmesi emredildi. Kıssa, sabrın ve hakikatin sonunda galip geleceğini ilan eder.
Kıssa şu surelerde genişçe geçer: Nûh, Hûd, A‘râf, Yûnus, Mü’minûn, Şuarâ, Kamer, Ankebût.
Özet: Nûh (a.s.) kıssası; merhametli tebliğ, sabır ve tevhidin zaferi kıssasıdır. Tufan ve gemi, Allah’ın adaletinin ve rahmetinin büyük bir işaretidir: kurtuluş iman ve itaattedir.