Kur’an-ı Kerim’in Peygamber Efendimiz (s.a.v.) vefatından sonra derlenmesi meselesi, İslam tarihindeki en önemli olaylardan biri olarak kabul edilir. Zira Kur’an’ın korunması ve gelecek nesillere aktarılması dini bir görev ve İslam dinini korumak açısından zorunlu bir ihtiyaçtı. Bu bağlamda, bu ağır göreve atanan seçkin bir sahabi vardı; bu görev, son derece titizlik ve güçlü bir hafıza gerektiriyordu.
Kur’an’ı takip edip derlemekle görevlendirilen sahabi kimdir?
Kur’an’ı takip edip derlemekle görevlendirilen sahabi, Ebubekir Sıddık (r.a.)’dır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) vefat ettikten sonra, bazı gazvelerde birçok hafızın şehit düşmesi nedeniyle Müslümanlar arasında Kur’an’ın korunması konusunda endişe yayıldı. Bu nedenle Ebubekir Sıddık (r.a.), Kur’an’ı tek bir Mushaf’ta toplamanın gerekli olduğunu gördü ve böylece Kur’an’ın daima korunmasını sağladı.
Ebubekir Sıddık, ilk Raşid halife ve cennette müjdelenmiş on sahabiden biri olarak Müslümanlar arasında yüksek bir mevkiye sahipti ve Kur’an’ı güçlü bir şekilde ezberliyordu. Bu nedenle, bu zorlu görev ona verildi ve görevini, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) döneminde vahiy kâtibi olarak öne çıkan seçkin sahabi Zeyd bin Sabit ile birlikte yürüttü.
Zeyd bin Sabit, Kur’an’ı ezberlemiş sahabilerden topladı; her sahabi ile görüşerek onların ezberlediklerini not aldı, ardından bu rivayetleri karşılaştırıp tek bir Mushaf’ta birleştirdi. Bu işlem son derece titizlikle yapıldı; Zeyd bin Sabit, bir ayeti yazmadan önce, onu birkaç farklı kaynaktan doğruluyordu.
Kur’an’ın derlenmesinin önemi:
Kur’an’ın Ebubekir Sıddık döneminde derlenmesi, İslam tarihindeki en büyük başarılarından biri olarak kabul edilir. Bu çalışma, Kur’an’ı koruma ve gelecek nesillere aktarma açısından büyük bir hizmettir. Şüphesiz Ebubekir Sıddık, Zeyd bin Sabit ve bu göreve katılan diğer sahabiler bu büyük görev için övgüyü hak etmektedir.