İnsanın dünyevi yolculuğunda ölüm, kaçınılmaz ve mutlak bir gerçektir. Bu, dünya hayatının sona erdiği ve ahiret yolculuğunun başladığı andır. Bu ezeli hakikat, tarih boyunca insanlığın zihnini meşgul etmiş; farklı kültürler ve dinler, ölüm anı öncesine dair çeşitli tasavvurlar aktarmıştır. İslam geleneğinde de, tıpkı diğerlerinde olduğu gibi, ruhların kabzedilmesi esnasında Azrail’in (ölüm meleğinin) gelişiyle ilgili bazı işaretlere değinilmiştir.
“Ölüm meleğinin gelmesinin 6 işareti” şeklinde yapılan arayış, insanın bu gaybî anı anlamlandırma ve ona hazırlanma isteğinden kaynaklanıyor olabilir. Peki gerçekten, yaklaşan ölümü haber veren altı belirli işaret var mı? Bu işaretlerin dinî metinlerde açık bir dayanağı bulunuyor mu, yoksa bunlar halk arasında dolaşan rivayetler midir?
Bu konuda Kur’an ve sahih hadislerde yer alan bilgilerle, senedi zayıf veya halk arasında yayılmış rivayetleri birbirinden ayırmak gerekir.
Zira ölümün ve gaybın bilgisi yalnızca Allah’a aittir. Ancak bazı fiziksel ve ruhsal belirtiler, insanın son anlarının yaklaşmakta olduğuna işaret edebilir. Bunlar kesin göstergeler olmasa da, ölüm sürecinde sıkça gözlemlenen durumlardır.
Bu belirtiler, ölümün kesin habercisi değildir; herkesin son anı farklıdır. Önemli olan, bu belirtileri aramak değil, her an ölüme hazırlıklı olmaktır — iman, tövbe ve salih amellerle.