Peygamberimizin ailesi, dedesi Hâşim bin Abdümenaf’a nispetle Haşimî Ailesi olarak bilinir. Şimdi Hâşim ve ondan sonra gelenler hakkında bazı bilgiler vereceğiz.
Hâşim (asıl adı Amr idi), zengin, itibarlı ve soylu bir insandı. Abdümenaf oğullarından sâkaye (hacılara su temini) ve rifâde (hacılara yemek ikramı) görevlerini üstlenmişti.
Ona “Hâşim” denmesinin sebebi, Mekke’de kavmi için tharîd (etli ekmek yemeği) yapıp ikram eden ilk kişi olmasıdır. Ayrıca Kureyş’e yaz ve kış yolculuklarını (Şam ve Yemen ticaret seferlerini) ilk kez düzenleyen de odur.
Hac mevsiminde hacılara bolca yemek ve su ikram ederdi. Ekmek, et, yağ, kavrulmuş un ve hurmadan yemekler hazırlar, Mina, Müzdelife ve Arafat’ta insanlara su ikram ederdi. Hacılar Mina’dan ayrılıncaya kadar bu ikram devam ederdi.
Hâşim’in dört oğlu vardı: Şeybe (yani Abdülmuttalib), Esed, Ebu Sayfî ve Nadle.
Abdümenaf’ın oğlu Muttalib vefat ettikten sonra, Abdülmuttalib hacılara su ve yemek verme görevlerini devraldı ve bunları büyük bir özenle sürdürdü. Kavmi arasında öyle bir şeref kazandı ki, atalarından hiçbiri onun derecesine ulaşamadı.
Kureyş halkı onu çok severdi, onu “Şeybetü’l-Hamd” (çok övülen kişi) diye çağırırdı. Ayrıca “el-Fayyâz” (cömert) ve “kuşlara yiyecek veren” lakaplarıyla da anılırdı; çünkü sofralarından artan yemekleri kuşlara ve vahşi hayvanlara dağ başlarına bırakırdı.
Abdülmuttalib’in cömertliğini gösteren bir olay da şudur:
İmam Ahmed ve Tahavî’nin rivayet ettiği sahih bir hadiste, İmran bin Husayn şöyle anlatır:
Babam Husayn, İslam’a girmeden önce Peygamber’e ﷺ geldi ve “Ey Muhammed, senin deden Abdülmuttalib kavmi için senden daha hayırlıydı; çünkü o onlara karaciğer ve hörgüç (en değerli etler) ikram ederdi.” dedi.
Abdülmuttalib’in hayatında meydana gelen en önemli iki olay: