Hayatın iniş çıkışları içinde, Müslüman birçok konuda karar vermek durumunda kalır. Bu kararlar bazen kaderini etkileyen büyük meseleler olabilir, bazen de günlük hayatın basit tercihleri. Ancak mümin, her durumda Allah’tan yardım ve doğru yolu diler. Bu noktada, istihâre namazı, Müslüman’ın Allah’tan hayırlı olanı talep etmesinin meşru bir yoludur. Bu mübarek ibadet, Peygamber Efendimiz ﷺ’in öğrettiği sünnettir ve müminin, kalbiyle ve tevekkülle Allah’a yönelmesini sağlar.
İstihâre, yalnızca iki rekât namaz kılmak değil; aynı zamanda kalbin Allah’a teslimiyetini, acziyetini ve O’nun kudretine olan inancını ifade eden derin bir kulluk hâlidir. Müslüman bu yolla, hayrın yalnızca Allah’ın elinde olduğuna ve başarıya sadece O’nunla ulaşılacağına inanır.
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ، وَأَسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ، وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ الْعَظِيمِ، فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَلَا أَقْدِرُ، وَتَعْلَمُ وَلَا أَعْلَمُ، وَأَنْتَ عَلَّامُ الْغُيُوبِ...
“Allah’ım! Senin ilminle hayırlısını dilerim, kudretinle güç isterim ve büyük lütfundan niyaz ederim. Çünkü Sen güç yetirirsin, ben yetiremem; Sen bilirsin, ben bilmem. Sen gaybı en iyi bilensin. Allah’ım! Bu iş (burada dileğini söyler) dinim, geçimim ve işimin sonucu için hayırlıysa onu bana kolaylaştır, takdir et ve bereketli kıl. Eğer bu iş benim için şer ise, onu benden uzaklaştır, beni de ondan uzaklaştır ve hayır nerede ise onu benim için takdir et, sonra beni onunla razı eyle.”
(Buhârî, Sahîh)
İstihâre namazı, Allah’a yönelmenin, teslimiyetin ve imanın derin bir ifadesidir. Mümin, her işinde Rabbine danışarak, O’nun hikmetine güvenerek yaşamalıdır. Bu sünnet, hayatımıza huzur, kalbimize itminan ve kararlarımıza bereket getirir.
Allah’tan daima hayırlısını isteyelim.