
Rüyalar, Freud'un iddia ettiği gibi sadece günün bastırılmış duygularının dışa vurumu mudur? Yoksa göklerden gelen şifreli mesajlar mıdır? Kuran bizi şaşırtıcı bir gerçekle yüzleştirir: Rüyalar nübüvvetin (peygamberliğin) bir parçasıdır ve Yusuf (a.s) kıssasında Mısır'ın ve antik dünyanın tarihini değiştiren bir araç olmuştur.
İslami literatürde, uyuyan kişinin gördükleri üç kategoriye ayrılır:
Yusuf Suresi'nde rüya doğrudan gelmedi. Kral "İnekler" ve "Başaklar" gördü. Neden semboller? Çünkü semboller çok katmanlı anlamlar taşır ve "Tevil İlmi"ni (Yorumlama Bilgisi) gerektirir. İnek "Yılı" sembolize eder (çünkü tarımın ve bereketin kaynağıdır). Bu bize öğretir ki rüyalar sinematik sahneler değil, çözülmesi gereken bilmecelerdir. Allah bazen ruh ile kelimelerle değil, imgelerle konuşur.
Düşünün ki bir "rüya", koca bir milleti kıtlıktan kurtardı! Mısır Kralı'nın zayıf inekler hakkındaki rüyası sadece bir kâbus değil, stratejik bir erken uyarı sistemiydi.
Burada tevilin (yorumun) büyüklüğü ortaya çıkar: Yusuf (a.s) sadece "kıtlık gelecek" diyerek yorum yapmadı, aynı zamanda bir eylem planı sundu: "Hasat ettiklerinizi başağında bırakın." Rüyayı bir gayb haberinden, ekonomik bir kalkınma planına (tahıl siloları) dönüştürdü.